Jorge Jesus’un göremedikleri… – Metin Tükenmez

0

Ben yazmaya başladığımdan bu yana 40 yıldır teknik direktörlerin takıma katkıları bu köşelerde tartışılıyor ve somut bir sonuç alınamıyor. Çünkü hayatın ve futbolun değişkenleri bitmiyor, tartışmalar hep devam edecek.

Teknik direktörün oyuna katkısı yüzde 100 ile 10 arasında değişiyor. Ancak bu tartışmaya katılanların çoğunluğu yüzde 15 üzerinde hemfikir. Yüzde 15 ilk bakışta küçük bir oran olarak görülebilir. Ancak sayı oldukça dolu.

Futbol, ​​çok küçük farklılıkların birçok şeyi değiştirdiği bir spordur ve yüzde 15’lik galibiyet ve mağlubiyetler, başarı ile başarısızlık arasındaki farkı yaratmak için fazlasıyla yeterlidir. Peki, topa bir dokunuşun tüm oyunun kaderini değiştirebildiği ve takımın başına geçebildiği tüm futbolda liderliği ele geçirecek doğru adamları nasıl bulacağız?

Doğru antrenörü nasıl seçersiniz?

Kulüp yöneticileri geçmişte yaptıklarıyla dikkatleri üzerine çekmiş kişilerin peşinden koşuyor. Bu telaş içinde olanlar, ne kendi ülkelerinin özel durumlarını ne de peşine düştükleri insanları değerlendirmezler. Karnelerindeki başarı rakamlarını inceledikten sonra en kısa sürede takımlarına katkı sağlamak üzere transfer olurlar.

Mesela Fenerbahçe teknik direktörü Jorge Jesus… Teknik direktörün futbolu ve teknik direktörlük kariyeri hakkında kim bir şeyler söyleyebilir? Ancak futbolun değişen gerçekleri insanı düşündürüyor. Son iki sezonun birinde son maçında şampiyonluk kaybeden ve iki sezonu ikinci bitiren bir takıma tam 11 oyuncu transfer etti ve etmeye devam ediyor.

Osai ve Serdar Aziz’e ne oldu?

Sezon başından beri favori olan Osai Samuel ve Serdar Aziz’e ne oldu? Osai’nin üçüncü bölgedeki etkisizliğini ve sorunlu bir defans oyuncusu olarak Serdar Aziz’i görmek için ortalama 15 maç oynamak zorunda mıydı? İdari deneyim nerede?

En iyi futbolcunun artık tek pasçı olduğu zamanımızda, Emre Mor’un orta sahaya yakın sağdan topu alıp sol korner bayrağına götüren oyun tarzına İsa nasıl seyirci kalıyor? Tüm transferlere rağmen koşu kalitesi sınırlı olan İrfan Kahveci’den vazgeçemiyor.

Bazen kendime “Yanılıyor muyum?” diye soruyorum. Böyle durumlarda oyunculara yıldız veren gazetelere bile bakıyorum. Arao ve Lincoln arasında ortalama 1,5 yıldız. Topu alıp yanlarındaki bir arkadaşına vererek “topu yuvarlamaktan” öteye gitmezler. Geçiş izni vermek sorun değil, ama sonra…

Bu iki oyuncunun rakibin güçlerini bozmakla görevlendirildiğini varsayalım. Peki ligin dibindeki bir takım nasıl olur da bu kadar sık ​​Fenerbahçe’nin kalesine gidebilir? En önemlisi İsa, Arda Güler’e kalıcı olarak oynama şansı vermemişti.

Ali Koç, Florentini Perez mi olmalı?

Şu anda tüm Türkiye bunu istiyor ama Portekizli hoca inatla direniyor. Acaba Fenerbahçe’nin Real Madrid başkanı gibi bir başkana ihtiyacı var mı? Florentini Perez teknik direktör Del Bosque’a şunları söyledi: “Dünyanın en iyi dokuz oyuncusuyla sözleşme imzalıyorum. Alt yapıdan iki oyuncu alıp oynuyorsunuz. O dokuz yıldız iki tane taşıyor.”

Del Bosque, genç takıma altı genç futbolcuyu katar ve Şampiyonlar Ligi şampiyonu olur. Ali Koç, Perez gibi mi davranmalı? Tüm transferlere rağmen Jorge Jesus’un Arda Güler’i görememesi ve yeterli görev vermemesi takıma katkısını yüzde beşin altına indirdi.

You might also like